Yargıtay

21. Hukuk Dairesi

2016/1980 E.,

2016/14954 K

Öğretide, yargısal kararlarda ve yasalarda kötü tesadüf, fevkalade hal, umulmayan durum, tesadüfi olay olarak da adlandırılan kaçınılmazlık, hukuksal ve teknik anlamda “fennen önlenmesi olanaksız” başka bir anlatımla işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemler alınmış olunsa bile önlenemeyecek olan durumları ifade eder. Kaçınılmazlık durumlarında Yargıtay uygulaması kaçınılmazlığın %60’lık bölümünden işverenin sorumlu tutulması şeklindedir.

Ayrıca, gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.

Bu açıklamalardan olarak somut olayda, davalı vekilinin 08/01/2014 tarihli olup da Dairemiz’in 28/10/2014 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verilen ilk hükmü temyiz ederken, bozulan bu hükme esas alınan ek hesap raporuna yönelik olarak açık temyiz itirazları ileri sürmediği gözden kaçırılarak, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde asgari ücret üzerinden hesaplama yapan 15/11/2012 tarihli bilirkişi hesap raporuna itibar edilmesi doğru olmadığı gibi, yargılamaya konu iş kazasında %100 kaçınılmazlık söz konusu olduğundan kurumca bağlanan gelir ve yapılan ödemeler dolayısı ile Kurum’un işverene rücu etmesinin mümkün bulunmaması giderek hesaplanan zarar tutarından bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin tenzilinin mümkün olmamasına göre davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeriyle ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin hesaplanan zarardan indirilmesi hatalı olmuştur. Bunların yanında, olayın %100 oranında kaçınılmazlıktan kaynaklandığı, işverenin ise kusuru bulunmadığından bahisle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de doğru değildir.

Yapılacak iş, olayın %100 kaçınılmazlıktan kaynaklandığı göz önünde tutularak 25/10/2013 tarihli ek hesap raporunda belirlenen zarar tutarının, nimet külfet dengesi gereğince, %60’ından davalının sorumlu olduğu kabul edilip, mevcut kaçınılmazlık oranı karşısında davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeriyle ödenen geçici işgöremezlik ödeneği zarardan indirilmeden oluşacak sonuca göre bir karar vermek, yine nimet külfet dengesi gereğince %100 oranındaki kaçınılmazlığın %60’lık kısmından davalı işverenin sorumlu olduğu kabul edildiğine göre uygun bir manevi tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.12/12/2016”