Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

2014/25215 E.,

2016/734 K.

” ……..Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, manevi tazminat talebi ile ilgili olarak hüküm kurulurken olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin derecesi ve BK 47. (6098 sayılı BK’nun 56.maddesi) maddesindeki özel hallerin dikkate alınmış olmasına, davacı anne … ve baba … yönünden manevi tazminat şartlarının gerçekleşmesine göre davalı … vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda küçük …’in olay tarihinde 8 yaşında olduğu, 18 yaşından itibaren gelir elde edeceği kabul edilerek 10 yıl sonrası için zarar hesabı yapılmıştır. Kaza tarihi ile küçük …’in çalışmaya başlayacağı ve gelir elde edebileceği 18 yaşına kadar geçen süre için tazminat hesaplaması yapılmamıştır.

Mahkemece, anılan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de; karara esas alınan hesaplama bu yönüyle hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira haksız fiil nedeniyle geçici veya sürekli iş gücü kaybına uğrayan kişi sonradan gelişen durumlar dışında haksız fiil tarihinden itibaren bedensel zarara uğramıştır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirlmesinden doğan zarar, haksız fiil tarihi itibariyle doğmuş olup bu andan itibaren mağdur zarar görmeye başlamıştır. Somut olayda, ilkokul öğrencisi olan küçük … kazanın meydana geldiği tarihte 8 yaşında olup kaza nedeniyle Ç.Ü.Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan yöntemine uygun olarak alınan rapora göre %3.3 oranında sürekli iş gücü kaybına uğramıştır. Küçük …, meydana gelen iş gücü kaybı nedeniyle yaşıtlarına göre günlük aktiviteleri için daha fazla efor göstermek zorunda kalacaktır. Bu nedenle mahkemece, kaza tarihinden kücük …’in çalışmaya ve gelir elde edebileceği 18 yaşına kadar geçen süre için tazminat hesaplanması hususunda bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.

Yine hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda; raporun 8 yıl önce hazırlandığı, tazminatın 8 yıl önce peşin olarak davacılar tarafından alınacağı, zararın olay tarihinden 10 yıl sonra doğacağı belirtilerek 10 yıl süreyle tazminattan %10 iskonto yapılarak tazminat hesaplanmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden doğan zarar haksız fiil tarihi itibariyle doğmakta olup bu andan itibaren mağdur zarar görmeye başlamış olacağından tazminatın %10 iskontoya tabi tutulması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, aynı bilirkişiden 10 yıl süreyle %10 iskontoya tabi olmadan tazminat hesabı yapılması hususunda ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm verilmesi de isabetli değildir. 21/01/2016”