Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2007/11-104 E.,

2007/180 K.

Taraflar arasındaki “rücuan tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.12.2004 gün ve 2003/652-2004/1013 sayılı kararın incelenmesi Davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.04.2006 gün ve 2006/3924-3876 sayılı ilamı ile ; (….Davacı sigortacının, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak, davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece, davanın reddine dair tesis edilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, kırmızı ışık ihlali yapan aracın, davacıya kasko sigortalı araç mı, yoksa, davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın mı dolayısıyla, kusurun hangi tarafta olduğu noktasında toplanmaktadır.

Doktrinde genel kabul gören görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğu kesin olarak tespit edilemiyorsa, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığında zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır.
Somut olayda, trafik kaza tespit tutanağında davalılardan sürücü Uysal Ali E….’ın kırmızı ışıkta geçtiği belirtilmiş, tespit raporunda ise davacı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlalinden hareketle tam kusurlu olduğu sonucuna varılmış, yargılama aşamasında alınan raporda ise hangi aracın kırmızı ışık ihlali yaptığı kesin olarak belirlenip aydınlığa kavuşturulamamış, bu nedenle kırmızı ışık ihlali yapan aracın tam kusurlu olacağı sonucuna varılmış, mahkemece, trafik kaza tespit tutanağında tam aksinin tespit edilmiş olmasına rağmen kırmızı ışık ihlali yapan sürücünün davacıya sigortalı araç sürücüsü olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, tehlikelerin eşit olmadığı kesin olarak ortaya konamayacağından, tehlikeler eşit kabul edilerek % 50 kusur oranına göre hüküm tesis edilmek gerekirken kaza tespit tutanağı dahi gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, Türk Ticaret Kanunu’nun 1301. maddesine dayalı kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tazmini istemine ilişkindir.

Davacı A…… Anonim Türk Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigortası ile sigortalanan Yunus G…….’in mülkiyetinde ve kaza sırasında da Hayrettin A……’nun da yönetiminde bulunan 34 TV 3390 plakalı oto ile, davalılardan Kapital Sigorta A.Ş. tarafından ZMSS ile sigortalanan, Sadettin Kaçıcı’nın mülkiyetinde ve Uysal Ali E….’ın yönetimindeki 10 KY 751 plakalı kamyonetin 15.02.2002 tarihinde saat 12.30 civarında çarpışmaları sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana gelmiş; kaza sonucunda Davacı sigorta şirketi 34 TV 3390 plakalı otoda oluşan zarara karşılık sigortalısına ibraname karşılığı 06/05/2002 tarihinde 6.809.000.000 TL ödeyerek T.T.K.nun 1301. Maddesine dayanarak sigortalısının haklarına halef olduğunu ifadeyle ve kazanın oluşumunda davalı tarafın %100 kusurlu olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmıştır.

Davacı vekili 27.12.2004 tarihli celsede Cumhuriyet Savcılığınca yapılmış hazırlık soruşturması bulunup bulunmadığının araştırılmasını, dava açılmışsa sonucunun beklenmesini istemiştir.

Davalılardan gerçek kişi Sadettin Kaçıcı 13.10.2003 havale tarihli cevap dilekçesi ile ; 10 KY 751 plaka sayılı aracın işleteni olmadığını haksız fiil tarihinden dört yıl önce aracı gerçek kişi davalı Uysal Ali E….’a satıp fiilen aracı kendisine teslim ettiğini, kendisine husumet tevcih edilemeyeceğini, %100 kusuru kabul etmediğini, bilirkişi incelemesi istediğini, ayrıca istenilen tazminatın fahiş olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.

Davalılardan Uysal Ali E…. vekili 07.07.2004 tarihli cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun ve maddi gerçekten uzak olup müvekkilinin % 100 oranında kusurlu olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının iddialarının gerçekle uzaktan yakından alakasının bulunmadığını, müvekkilinin haklılığını ortaya koyacak davacı iddialarını çürütecek kanıtın olaydan sonra müvekkili tarafından Balıkesir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/64-43 Müteferrik sayılı dosyasında yaptırılmış tespit sonucu alınmış bilirkişi raporu olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalı sigorta şirketine yapılan tebligata rağmen sigorta temsilcisi veya vekili tarafından dava takip edilmediği gibi davaya yazılı bir yanıt da verilmemiş olmakla bu davalının yokluğunda davaya devam olunarak sonuçlandırılmıştır.

Mahkemece; taraf delilleri toplanmış, davalı tarafça yaptırılan delil tespiti dosyası da getirtilerek, tanıklar dinlenmiş; keşif ve bilirkişi incelemesi de yaptırıldıktan sonra alınan bilirkişi raporu da dayanak gösterilerek, dava dayanağı olan trafik kazasında kırmızı ışık ihlali yapmak suretiyle tam kusurlu olan tarafın davacı sigorta şirketine sigortalı 34 TV 3390 plakalı araç olduğunun tereddütsüzce tespit edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine Yüksek Özel Dairece; somut olayda trafik kaza tutanağında davalılardan sürücü Uysal Ali E….’ın kırmızı ışıkta geçtiğinin belirtilip, tespit raporunda ise davacı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlalinden hareketle tam kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, yargılama aşamasında alınan raporda ise hangi aracın kırmızı ışık ihlali yaptığı kesin olarak belirlenip aydınlığa kavuşturulamadığı, bu nedenle kırmızı ışık ihlali yapan aracın tam kusurlu olacağı sonucuna varıldığı mahkemece, trafik kaza tespit tutanağında tam aksinin tespit edilmiş olmasına rağmen kırmızı ışık ihlali yapan sürücünün davacıya sigortalı araç sürücüsü olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesis edildiği; bu durumda, mahkemece, tehlikelerin eşit olmadığı kesin olarak ortaya konamayacağından, tehlikeler eşit kabul edilerek % 50 kusur oranına göre hüküm tesis edilmek gerekirken kaza tespit tutanağı dahi gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.

Mahkemenin direnmeye yönelik kararını davacı vekili temyize getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dayanağı trafik kazasının meydana gelmesinde sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilip edilmediği; eş söyleyişle, kırmızı ışık ihlali yapan araç sürücüsünün, davacıya kasko sigortalı aracın sürücüsü mü, yoksa davalı malike ait diğer davalı sigorta şirketine sigortalı aracın davalı sürücüsü mü olduğunun belirgin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

İlkin belirtilmelidir ki, öğreti ve uygulamada kabul edilen görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır.

Ne var ki, bu kuralın uygulanabilmesi için, gerekli araştırma ve incelemelerin yeterli biçimde yapılmasına karşın işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun tespit edilememiş olması koşulunun gerçekleşmesi gerekmektedir.

Eş söyleyişle, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğu yeterli araştırma yapılmasına karşın kesin biçimde tespit edilememişse tehlikeler eşit varsayılarak zararın yarı yarıya paylaştırılması söz konusu olabilecektir.

Somut olayda ise, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hükme varmaya yeterli olmayıp, bu eksik inceleme nedeni ile işletenler yönünden tehlikelerin bu aşamada eşit varsayılarak zararın yarı yarıya paylaştırılması olanağı bulunmamaktadır.

Dosyada delil olarak bulunan 15.02.2002 tarihli kaza tespit tutanağı ile kazadan 13 gün sonra yaptırılan tespit sonucu verilen bilirkişi raporundaki değerlendirmeler çelişkili olup, bu çelişki mahkemece alınan bilirkişi raporunda da vurgulanmıştır. Bu çelişkiler giderilmediği gibi, zabıt mümzii polis tanıklar ve araçlarda yolcu olarak bulunup ta tanıklıklarına başvurulabilecek görgü tanıkları dinlenmemiş; kazanın yaralamalı olması ve dinlenen tanıklardan M.Aydın T…..’un sürücü davalıyı hastaneye götürdüğüne ilişkin beyanı dikkate alınmadığı, hastane kayıtlarından bu husus araştırılmadığı gibi olayla ilgili cezai takibat yapılıp yapılmadığı ve sonuçta ceza davası açılıp açılmadığı hususu da açıklığa kavuşturulmamıştır.

Nitekim, davacı vekili de 27.12.2004 tarihli celsede Cumhuriyet Savcılığınca yapılmış hazırlık soruşturması bulunup bulunmadığının araştırılmasını, dava açılmışsa sonucunun beklenmesini istemiş; Mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş; yargılama sonlandırılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan 31.01.2004 tarihli bilirkişi raporunda da aynı eksiklere işaret edilmiş; raporda aynen; “Ancak sorun tarafların sunduğu delillerin içeriğinde olup, hangi aracın kırmızı ışık ihlalini yaptığının belirlenmesindedir.

Davacı taraf; kaza anında kaza mahallinde bulunmayan, ancak kaza haberi alındıktan sonra kaza mahalline gelerek tutanak düzenleyen trafik polislerinin düzenlediği “Trafik kazası tespit tutanağı”na dayanırken, davalı taraf tespite ve keşif anında dinlenen tanıklara dayanmaktadır. Öte yandan bu tür yaralamalı trafik kazalarında (ki “trafik kazası tespit tutanağı”nda sürücüler ile birlikte yaralanan diğer yaralıların isimleri de mevcuttur.) Polis ve Savcılık yaralıların ifadelerini almakta ve bu ifadeler savcılık evrakları arasında yer almaktadır. Davalı ve davacı taraf kırmızı ışık ihlalini kimin yaptığına dair mübayeneti giderme çabası doğrultusunda muhtemelen mevcut olan savcılık evraklarını Yüce Mahkemeye sunmamışlardır. Hatta mevcut mübayeneti giderme adına “Trafik kazası tespit tutanağı”nı düzenleyen Trafik görevlilerinin ifadelerine de başvurulabilir.

Tarafların Yüce Mahkemeye sunmuş oldukları mevcut delilleri mübayenet teşkil etmekte olup, içerikleri itibariyle hangi aracın kırmızı ışık ihlali yaptığını belirlemek Bilirkişilik sıfatım itibariyle bu aşamada mümkün olmamakla birlikte kusur konusunda kesin olarak belirlenen kazada kırmızı ışık ihlalini yapan araç sürücüsü 8/8 oranında tamamen kusurlu, diğer araç sürücüsü ise kusursuz olduğudur.Dava dosyasında mevcut olan tarafların sunduğu delillerdeki mübayenetin giderilmesi açısından bundan sonra Yüce Mahkemenin gerek gördüğü takdirde talep edebileceği veya tarafların sunabileceği delillerin takdir ve müzakeresi Yüce Mahkemeye ait olmak üzere kırmızı ışık ihlalini yapan araç sürücüsünün 8/8 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün kusursuz olduğu arz edilir.” İfadelerine yer vermiştir. Görüldüğü üzere, rapor kapsamı da kesin bir kanaat oluşturacak nitelikte olmayıp; görüş bildirilebilmesi için yapılması gereken araştırmalar ortaya konulmuştur.

Karşı tarafın yokluğunda düzenlenen tespit tutanağında gerek tespit isteyen davalı sürücü, gerekse tanıkların beyanlarının tespit tutanağının olaydan 13 gün sonra düzenlenmesi de nazara alınarak, diğer delillerle desteklenmeden tek başına hükme esas alınmaları da olanaklı değildir.
Görüldüğü üzere, araç sürücülerinin kazadaki kusur oranının belirlenmesi açısından mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmış değildir. Bu şekliyle ne bir tarafın %100 kusurlu olduğunu ne de kusur belirlenemediğinden bahisle eşit kusurlu olduklarını kabule olanak yoktur.
Mahkemece yapılacak iş; yaralamalı trafik kazası nedeniyle Polis, Cumhuriyet Savcılığı ve Mahkeme kayıtları araştırılarak, bu kayıtlarda yer alan sürücülerin, yaralıların ve olay tanıklarının, zabıt mümzisi polis memurlarının beyanlarının celbi; bu kişilerin mahkemece de dinlenmesi; ceza davası açılmışsa bu davada maddi olgu yönünden yapılacak saptama eldeki hukuk davasına da etkili olacağından gerekirse bekletici sorun kabul edilmesi; ayrıca dinlenen tanıklardan M.Aydın T…..’un “……Bir kısım araç sürücüleri, sigortalı araç içindekilere yardım ederken ben de davalıyı pikabından çıkarıp ambulansta gelmediği için Balıkesir SSK hastanesine götürüp teslim ettim” şeklindeki beyanı üzerinde de durulup, Balıkesir SSK Hastanesi kayıtlarından bu durum araştırılarak tanığın beyanının buna göre değerlendirilmesi; sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.

Tüm bu araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, yukarıda açıklanan değişik gerekçelerle hükmün bozulması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 04.04.2007 gününde, oybirliği ile karar verildi.

 


Warning: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead in /home/yargibil/public_html/wp-content/plugins/etiketlere-title/etiketlere_title.php on line 15