DİJİTAL VERİLERİN DELİL DEĞERİ ve DİJİTAL VERİNİN NİTELENDİRİLMESİ

Dijital ortamda tutulan her verinin hukuki değeri yoktur. Çünkü bir verinin delil değerinin olması için verinin nitelendirilmesi gerekir. Günümüz teknolojisi özellikle haberleşmenin aracı olan telefon sisteminin (GSM-Sabit hat) tamamını dijital olarak bir server (sunucu) üzerinden transferi olacak hale getirmiştir. Yani kısaca, gelinen aşama itibariyle artık tel üzerinden ve manuel olarak irtibat sağlayan bir haberleşme metodu kalmamıştır. Ha böyle olunca tüm haberleşme unsurları bu manada dijital bir veri haline gelmiştir. Hal böyle olunca incelme konumuz olan dosya türleri için veri değerlendirmesi yapma zarureti doğmaktadır.

O halde veriyi bir server (sunucu) üzerinde bulunan;

a.- Kişisel/özel içerikli veriler,

b.- Haber içerikli veriler,

c.- Anonim/yayın içerikli veriler olarak ayırabiliriz.

 A.- Kişisel/özel içerikli veriler;

“Kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler veya veri kümeleri kişisel veri olarak kabul edilir. İsim, soy isim, doğum yeri/tarihi, telefon numarası, özgeçmiş, fotoğraf, ses kaydı gibi direkt kişiye ait veya kişi adına oluşturulmuş tanımlayıcı bilgiler örnek olarak verilebilir. Bankacılık işlemleri için üretilen müşteri numarası, kart numarası gibi kişiyi tanımlayan veriler de Kişisel Veri olarak değerlendirilmektedir.”

Hukukun süjesi olan kişiye ait ve belirlediği kişi/kişiler ile sınırlı kalmak kaydı ile paylaşıp paylaşmama hakkına sahip olduğu içerikli bilgiler topluluğunu kapsayan veriler olarak değerlendirilebilir. Bu verileri, şahsın hakimiyet alanında olması ön şartı bulunmamaktadır. Bu veriler, diğer bir tanımlama ile kişisel verilerdir. Yetkili kişiden bu tür verilerin korunmasını talep hakkı da kişisel verilerin korunması kapsamında değerlendirilmesi icap eder. Bu verilerin korunması, AİHS’nin 8 maddesi, Anayasanın 20 maddesi, TCK 135 maddesi, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Yasa ve diğer ilgili mevzuatın konusunu oluşturur. Bir suçun konusu olması halinde bu tür verilerin bulunduğu yere bağlı olarak farklı metotlarla el konulabilir.

Öncelikle bu tür veriler kişinin fiili hakimiyeti içinde bir sistem üzerinde yer alıyor ise (bilgisayar, flash bellek, sistem kartı, cep telefonu, sim kartı vs.) CMK 134 kapsamında, şayet bu tür veriler, kişinin hakimiyetinde olmayan bir sistem üzerinde bulunuyor ise (internet üzerinde yayın yapan bir sunucuda, blut sisteminde gibi) 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” hükümleri kapsamında hareketle işlem yapılabilecektir.

B.- HABER İÇERİKLİ VERİLER       

Kişisel veri kapsamında bulunan verilerin bir kısmı niteliği itibariyle “Haberleşme” içeriklidir. Bu içerik itibariyle verinin Anayasanın 22 nci maddesi kapsamında bir hakkın konusu olup olmadığına bakılacaktır.

Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’nin 8/1. maddesine göre haberleşme hakkı; “Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir”. Bir kişinin haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkı, kesintiye uğramadan ve sansür edilmeden başkalarıyla iletişim kurma hakkıdır. Haberleşme, teknolojik gelişmelerin paralelinde artan farklı vasıtalarla gerçekleşebilir. Bu nedenle mektup, telgraf, telefonla iletişim veya internet yoluyla iletişimin yanı sıra üretilecek yeni vasıtaların, aynı kapsamda Sözleşmenin korumasından faydalanır. (AHİM, Klass-Almanya kararında, haberleşme vasıtalarının arasına telefonla iletişimi de dahil edilmiştir.) Bu tür veriler, anlık haberleşme verileri olabileceği gibi geçmişte gerçekleşen haberleşme içerikli bir verinin belli bir sunucu üzerinde bulunması halinde de olabilir. Bu tür verilerin özel ve kişisel verilerin özel bir hali olması ve özellikle farklı anayasal bir hak olarak düzenlenmesi sebebi ile kişisel verilerin korunmasına göre özel bir nitelik taşır. Bu verilerin korunması, yetkili mercilerce muhafaza edilmesi ve mahkemesince delil olarak tedbir uygulanması da farklılıklar içerir. Bu tür veriler “haberleşme” içerikli veri olduğu anlaşıldığı andan itibaren artık CMK’nın 134 maddesi yerine CMK’nın 135 maddesi, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” yerine 5809 sayılı “Elektronik Haberleşme Yasası”na uygulanacaktır.

c.- Anonim/yayın içerikli veriler;

Bu tür veriler kişisel veri içerikli olmadığı için herkes tarafında her zaman kullanılabilir, alınabilir, saklanabilir. Bu tür verilerde tek sorun telif hakkı boyutu ile ilgili bir yön olabilir ki bu hususta konumuzla ilgili değildir.

Bu kısa değerlendirme ışığında;

Dosya kapsamındaki verilerin “kişisel veri” olduğu, bu verinin ise “haberleşme” içerikli olduğu anlaşılmaktadır. O halde bu tür veriler için CMK 135 ve “5809 sayılı Elektronik Haberleşme Yasası” ve bağlı mevzuat uygulanacaktır.

Diğer yandan elektronik verilere “delil” olabilme açısından bakıldığında bu tür verilerin delil değeri, ikincil/yan delil olarak karşımıza çıkar. O halde başka delillerle desteklenmediği müddetçe kendi başına delil olma özelliğine sahip değildirler.

CMK 134 ve CMK 135 maddelerinde bu husus açık ve net bir şekilde başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, ifadesi ile orta konmuştur.