Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu K:2003/662 (müellifçe hazırlanmış bir imar planı değişikliği olmaksızın, onay mercii belediye meclisi tarafından plan değişikliği yerine geçecek şekilde karar alınmasının mümkün olmadığı)

 

İdari Dava Daireleri Genel Kurulu

Esas No : 2001/880

Karar No: 2003/662

Özeti: Yeterlilik belgesine sahip müellifçe hazırlanmış bir imar planı değişikliği olmaksızın, “onay mercii” olan belediye meclisi tarafından plan değişikliği yerine geçecek şekilde karar alınmasında hukuki isabet bulunmadığı hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): … Belediye Başkanlığı

Karşı Taraf (Davacılar): 1-

İstemin Özeti    : … İli … İlçesi … Mahallesinde bulunan davacılara ait 118 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda plan değişikliği yapılması yolunda karar alınmasına ilişkin 12.8.1996 günlü, 5/2 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle açılan davada; Ordu İdare Mahkemesince, Danıştay Altıncı Dairesinin 13.11.2000 günlü, E:2000/2028, K:2000/5701 sayılı bozma kararına uyulmayarak dava konusu imar planı değişikliği işleminin iptali yolunda verilen ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin 7.6.2001 günlü, E:2001/261, K:2001/437 sayılı kararı, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti: Davalı belediyenin meclis kararıyla plan değişikliği yaparak uygulamaya koyduğunu, bu nedenle temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiğini savunmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler’în Düşüncesi: Uyuşmazlığa konu olayda mevzuata ve usulüne uygun yürürlüğe konulmuş bir plan değişikliği kararı bulunmadığından dava konusu meclis kararında hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Tülin Özgenç’in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 İnci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MÎLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Dava; davacıların maliki oldukları … İli, … İlçesi, … Mahallesi, 118 ada, 34 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda plan değişikliği yapılması yolunda alınan  12.8.1996 günlü, 5/2 sayılı belediye meclis kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Ordu İdare Mahkemesinin 26.10.1999 günlü, E:1998/767, K:1999/756 sayılı kararıyla; İmar Planı Yapımını Yükümlenecek “Müellif ve Müellif Kuruluşlarının Yeterlilik Yönetmeliğinin 7. maddesi ve İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca ara kararı ile, davalı idareden dava konusu plan değişikliğini hazırlayan müellefin yeterlik karnesi ve değişikliğe ilişkin raporun istenildiği, gönderilen cevap yazısında imar planı değişikliği için henüz plan değişikliğini hazırlayan müellife başvurulmadığının belirtildiği; davalı idarece, plan değişikliği öncesinde mevcut bağlantı yolunun yapılaşmaya imkan vermeyen artık parseli bulunan 34 sayılı parsele kaydırılarak, 36 sayılı parselde ikinci bir yapının yapılabilmesi olanağı yaratılmak suretiyle planlama ilkelerine uygun davranıldığı iddiasında bulunulduğundan uyuşmazlığın özünü, mevcut imar planındaki yolun kaydırılmasıyla 34 sayılı parselin karşısındaki 36 sayılı parselde ikinci bir yapı yapılıp yapılamayacağı oluşturduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporu da incelenerek yolun, onanlı imar planındaki gibi 7 metre olması durumunda 36 sayılı parsele ait taşınmazda İkinci yapı yapılabileceği, ancak yolun meclis kararında olduğu gibi 8 metre olarak kabulü halinde ise her iki taşınmazda yapı yapabilme olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, dava konusu plan değişikliğinin plana işlenmemiş olmasına karşın İmar Kanununun 8. maddesi uyarınca onanmış olduğu ve onaylı plan değişikliğinde de kaydırılan imar yolu 8 metre olarak düzenlendiğinden yalnızca yolun kaydırılmasını esas alan ve genişletmeyi devre dışı bırakan davalı idare savunmasına ve bilirkişi raporuna itibar etme olanağı bulunmadığı; İmar planlarının yapımı ve değişiklikleri sürecinde yeterliliği haiz bir müellif bulunması zorunluluk olup, bu zorunluluğun nedeninin bu gibi işlerin yeterli formasyona sahip kişilerce ilgili disiplin ilkelerine ve imar mevzuatına ve dolayısıyla kamu yararına uygunluğunu sağlamak olduğu, olayda davalı idarece düzenlemeye uygun olarak değişiklik sürecinde müellif İstihdam edilmeksizin veya İş ihale edilmeksizin konu hakkında bilgi ve yeterliliğe haiz olduğu ortaya konulmayan kişilerce plan değişikliği hazırlanıp onaylanmasının hukuka aykırı olduğu, bu hukuka aykırılıkla birlikte, plan değişikliğinin sebebinin salt kamusal yararı sağlamak amacına yöneldiği savının hukuki temellerinin de dayanaksız olduğu, bu durumda imar mevzuatı hükümlerine aykırı olarak oluşturulan ve buna bağlı olarak sebebinin kamusal yarar olduğu ortaya konulamayan dava konusu plan değişikliği işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Bu karar, temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Altıncı Dairesinin 13.11.2000 günlü, E:2000/2028, K:2000/570l sayılı kararıyla; olayda henüz yeterlilik belgesine sahip müellifçe hazırlanmış ve belediye meclisince usulüne göre onaylanmış ve yürürlüğe girmiş bir planın varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığı, İdare Mahkemesince dava konusu belediye meclisi kararının plan değişikliği gibi kabul edilip incelenmesinde ve buna göre karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrar etmiştir.

Ordu İdare Mahkemesi 7.6.2001 günlü, E:2001/261, K:2001/437 sayılı ısrar kararında; imar mevzuatı hükümlerine aykırı olarak oluşturulan, tersimatı yapılıp ilan edilmiş, uygulama işlemi de tesis edilmemiş olmasına karşın fiili uygulamalara sebep oluşturabilecek olan ve sebep ikame eden, kendi özündeki sebebin ise kamusal yarar olduğu ortaya konulamayan dava konusu plan değişikliği işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, ilk verdiği karara ilişkin gerekçeye ilave yaparak dava konusu işlemin iptaline hükmetmiştir.

Davalı idare; ortada belediye meclisince usulüne uygun olarak onaylanmak suretiyle yürürlüğe girmiş, imar mevzuatında öngörülen sürecin tam olarak yerine getirildiği bir İmar planı değişikliğinden sözedilemeyeceğini öne sürerek, Ordu İdare Mahkemesince verilen ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

3194 sayılı İmar Kanununun 8/b maddesinde imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planların ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisinde onaylararak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca bir ay süre ile ilan edileceği ve bir aylık ilan süresi İçinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planların belediye meclisince onbeş gün içinde kesin karara bağlanacağı kuralı yer almıştır.

İmar Planı Yapımını Yükümlenecek Müellif ve Müellif Kuruluşlarının Yeterlik Yönetmeliğinin 7. maddesinde de; “planlama işlerin yapılması veya yaptırılmasında belediyeler, valilikler ve diğer ilgili idareler bu Yönetmelik hükümlerine uymakla yükümlü olup, Yönetmelikte belirtilen yeterlilik gruplarına uygun olarak yeterlik belgesine sahip müellif veya müellif kuruluşlarına işi ihale etmek veya kendi planlama bürolarında bu planlama sürecinde işle ilgili yeterlilik belgesine sahip en az bir müellifi bu işte istihdam etmek zorundadırlar”, İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 5. maddesinde ise,” imar planının ilgili idarece doğrudan doğruya yapılması durumunda ilgili idarenin planların hazırlanmasında geçerli olan yeterliliği haiz olması şarttır” hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, yeterlilik belgesine sahip müellifçe hazırlanan imar planlarının belediye meclisinin onayıyla yürürlüğe gireceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu belediye meclis kararında; “… ve isa’ların arsalarının arasından geçen yolun duvardan itibaren 8 metre olarak açılmasına, imar planında İki ev arasındaki mesafe 20 metre gösterirken uygulamada arazide 16,15 metre gösterilmektedir. Bu nedenle, yolun 8 metre olarak tanzimine ve …’nın evinin duvar sınırına çekilmesine” şeklinde İmar Kanununun 8. maddesine göre karar alındığı, mahkemenin 22.6.1999 günlü ara kararına davalı idarece verilen cevapta imar planı değişikliği için henüz plan değişikliğini hazırlayan müellife başvurulmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

Mevcut bir imar planında değişiklik yapılabilmesi için, öncelikle yeterlilik belgesine sahip müellifçe plan değişikliğinin hazırlanması ve sonrasında hazırlanmış olan plan değişikliğinin belediye meclisince onaylanması zorunlu olduğuna göre; yeterlilik belgesine sahip müellifçe hazırlanmış bir imar planı değişikliği olmaksızın, “onay mercii” olan belediye meclisi tarafından plan değişikliği yerine geçecek şekilde dava konusu kararın alınmasında ve 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesine yollamada bulunarak alınan bu kararın bir plan değişikliği şeklinde uygulamaya konulmasında mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

İdare Mahkemesince verilen ısrar kararında, dava konusu belediye meclis kararının belirtilen hukuka aykırılık hali tespit edilmesine rağmen bununla yetinilmeyerek, usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir plan değişikliği varmış gibi uyuşmazlık sebep ve amaç unsurları yönünden de incelenerek karar verilmiş ise de; belirtilen bu durum, dava konusu belediye meclis kararının iptali yolunda verilen ve sonucu itibariyle hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Ordu İdare Mahkemesinin 7.6.2001 günlü, E:2001/261, K:2001/437 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, 9.10.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Olayda, henüz yeterlilik belgesine sahip müellifçe hazırlanmış ve belediye meclisince usulüne uygun olarak onaylanmış ve yürürlüğe girmiş bir planın varlığından söz etmek mümkün olmadığından, dava konusu belediye meclis kararının idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliği taşımadığı, bu nedenle dava konusu belediye meclis kararını plan değişikliği gibi kabul edip incelemek suretiyle karar veren İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla aksine verilen karara katılmıyorum.