T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/3936
K. 2012/20545
T. 10.9.2012
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Medeni Kanunun 184/3. maddesinde yer alan “tarafların her türlü ikrarının hakimi bağlamayacağına” ilişkin kuralın temel amacı eşlerin kanunun öngördüğü kurallara (MK m. 166/3) uymaksızın anlaşma ile boşanmalarının önlenmesidir. Tarafların boşanma sebebi olarak ileri sürülen maddi olayların varlığını kabul etmeleri bu kuralın kapsamı dışındadır.
Taraflarca maddi olayların varlığının kabulü halinde başkaca kanıt aramaya gerek bulunmamaktadır. Ancak maddi olayların boşanmayı gerektirip gerektirmeyeceği konusunu yine hakim takdir edip değerlendirecektir.
Somut olayın incelenmesine gelince; taraflar boşanma konusunda anlaşmış değillerdir. Davalı koca başka kadınlarla ilişki kurarak sadakatsiz davrandığını kabul etmiş, ama defalarca özür dilediğini, pişman olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı kocanın maddi olayların varlığına ilişkin kabulü sırf boşanmayı sağlamak amacına yönelik olmayıp, maddi olayların varlığı konusunda başkaca kanıt aramaya gerek olmadığı gözetilerek boşanmaya karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 10.09.2012(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında erkek eşin beyanı aşağıdaki gibidir.
“Açılan davayı kabul etmem, ben davacıdan boşanmak istemiyorum, bir eşeklik yaptığım doğrudur; ancak sonrasında pişman oldum, artık başka bayanlarla asla ilgilenmem”
Davacı kadın 15.09.2011 günlü oturumda “Ben herhangi bir delil hazırlamadım zira davalı geçen celse huzurunuzda benim iddialarımı kabul etmiştir.” diyerek delil sunmamıştır.
Yerel mahkeme Türk Medeni Kanununun 184/3. maddesi hükmüne göre davayı reddetmiştir.
Yerel mahkeme kararı aşağıdaki gerçeklerle isabetli olup usul ve kararına uygundur;
1-Davacı eşin “eşeklik yaptığım doğrudur” ifadesindeki kendi üslubuna göre “eşekliğin” hangi konuda olduğu belirsizdir.
2-Davacı eşin “artık başka bayanlarla ilgilenmem” ifadesindeki “ilgilenmenin” ne boyutta, şekilde ve aşamada olduğu belirsizdir.
3-Şu kadar belirsiz duruma inanmamak hakimin hakkıdır. Gerek Türk Medeni Kanununun 184/4. maddesi gerekse Türk Medeni Kanununun 184/2. maddesi hakime bu ruhsatı vermektedir.
4-Bütün söylediklerimiz kenarda kalsın;
Davalı eş açıkça “zina yaptım, dövdüm” dese bile bu beyan hakimi bağlamaz.
Türk Medeni Kanununun 184/3. maddesi hükmü hakime bu ruhsatı da vermektedir.
5-Değerli çoğunluğun kocanın maddi olayların varlığına ilişkin kabulüne göre maddi olayların varlığı konusunda “başka kanıt aramaya gerek yoktur” düşüncesinin de Türk Medeni Kanununun 184/3. maddesi ile örtüşmediği açıktır.
SONUÇ : Boşanma davalarında tarafların ikrarı “sadece” anlaşmalı boşanma davalarında hakimi bağlar (Bakınız: TMK md. 166/3). Diğer davalarda bu olanak yoktur.
Davalı eşin üslubu ve anlatımı vicdanı kanaati oluşturmaya yeterli olmadığı gibi çekişmeli boşanma davalarında ikrar başka delil yoksa hiçbir hukuksal sonuç doğurmaz. Açıkladığım sebeplerle yere mahkeme hakimi ile aynı düşünceyi paylaşıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Türk Medeni Kanununun 184/3. maddesi “tarafların ikrarı” yerine “tarafların her türlü ikrarlarının” hakimi bağlamıyacağını düzenlemiştir. Kanun koyucu bu düzenleme ile Anayasamızca koruma altına alınan ve toplumun temeli kabul edilen aile kurumunun ani öfke ve kızgınlıkla yıkılmasını önlemeyi amaçlamıştır.
Hiçbir yan delil bulunmadığı halde, tarafların ikrarlarına dayanarak, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına karar verilmesi düşünceme göre Türk Medeni Kanununun 184/3. maddesine uygun düşmemektedir.
Değerli çoğunluğun, tarafların maddi olayların varlığını kabul etmeleri halinde başkaca kanıt aramaya gerek bulunmadığı görüşüne de katılmam mümkün değildir. Çünkü tarafların ikrarının sadece Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde düzenlenen anlaşmalı boşanma davalarında hakimi bağlıyacağı açıktır. Aksi düşüncenin, hakimin boşanma davalarında re’sen araştırma ilkesiyle de bağdaşmayacağını düşünüyorum.
Dosyada, davalının “… Bir eşeklik yaptığım doğrudur, ancak pişmanım, başka bayanlarla asla ilgilenmem” sözünden başka, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin hiç bir delil mevcut değildir.
Davalının ikrar beyanı soyuttur. Hiç bir zaman ve mekan detayı içermemektedir. Davalının bu soyut ikrar beyanına dayalı olarak boşanma kararı verilemiyeceği kanısındayım. Bu nedenlerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. Yerel Mahkeme kararının onanması gerektiğini düşünüyorum.


Warning: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead in /home/yargibil/public_html/wp-content/plugins/etiketlere-title/etiketlere_title.php on line 15