BAZ İSTASYONLARI’na İLİŞKİN YARGITAY KARARI

 (Tam metin)

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas sayısı : 2003/16434
 Karar sayısı : 2004/971
 Daire karar tarihi : 29.01.2004
 Mahkemesi : Ankara Asliye 9. Hukuk Hakimliği
 
Kararın tam metni:

TC.YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

Esas 2003/16434 Karar 2004/971

YARGITAY İLAMI

MAHKEMESİ : Ankara Asliye 9. Hukuk Hakimliği

TARİHİ : 13.5.2003

NOSU : 2002/574-2003y341

DAVACI : Zehra Tolunay adına Avukat Songül Ercan

DAVALI : 1-Aycell Haberleşme ve Pazarlama Hizmetleri A,Ş. adına Avukat  Murat Sanioğlu

                  2-Turkcell İletişim Hizmetleri A,Ş. vd.

Davacı Zehra Tolunay vekili Avukat Songül Ercan tarafından, davalı  Aycell  Haberleşme ve Pazarlama Hizmetleri A.Ş. ve diğerleri aleyhine  15.7.2002 gününde  verilen dilekçe ile komşu parseldeki baz İstasyonunun zarar vermesi  nedeniyle  muarazanın men’i ve kaldırılmasının istenmesi üzerine mahkemece  yapılan  yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13, 5-2003 günlü  kararın  Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi İçinde  istenilmekle  temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi  tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği  görüşüldü.

Davacı, halen Yargıtay’a tahsis edilen binada memur olarak  çalıştığını, binaya  yakıtı yerde bulunan Türk Telekom A.Ş.’ nin binasında kurulan GSM baz  istasyonları ve mini link antenlerinin kanser tehlikesi yaratığını:  bu yüzden  isimlerini belirttiği Yargıtay’da çalışanların Öldüğünü, davalıların  bu haliyle  yasal düzenlemelere bu bağlamda Medeni Kanunun 661. ve devamı  maddelerinde yer  alan hususlara aykırı davrandıklarını ayrıntılı biçimde dilekçesinde  belirttikten sonra, mevcut bilimsel verilere uygun olmayan bu  istasyonun  sökülerek kaldırılmasına, böylece tehlikenin giderilmesine karar  verilmesini  istemiştir.
 
Davalılar tarafından davaya karşı ayrı ayrı verilen cevaplarda ortak  noktalar  olarak, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini, istasyonu  yönetmelik  kurallarına göre kurduklarım ve işlettiklerini, davacının iddia  etliği zararının  henüz gerçekleşmediğini, yerden geniş bir halk kitlesine yayın  yaptıkların: ve  kamu hizmeti verdiklerini; kaldı ki baz istasyonlarının nükleer  radyasyona neden  olmadıklarım, bu konuda bilimsel düşünce ve raporlar olduğunu  belirterek davanın  reddini savunmuşlardır.

Mahkemece davacının iddiası, davalıların savunmaları ve davaya neden  olan olayın  da özelliği gözetilerek alanlarında uzman olan bilirkişilerden birden  fazla  rapor alınmıştır. Alınan bu raporlar üzerine, uyuşmazlığın komşuluk  hukukundan  kaynaklandığını ve dava konusunun bir sonuca bağlanabilmesi için  davacının  iddiası yününde, kurulan istasyonların  insan sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratıp yaratmadığı hususunun  incelenmesi  gerektiğini, bunun için de bilirkişi incelenmesine başvurulduğunu,  uzman  bilirkişilerce hazırlanan raporlarda davacının iddiasına doğrular  yönde görüş  bildirildiğini belirterek istasyonların kaldırılmasına ve  uyuşmazlığın bu  şekilde giderilmesine karar verilmiştir. Karar tüm davalılar  tarafından temyiz  edilmiştir.

Uyuşmazlık son yıllarda kullanılan cep telefonlarındaki haberleşmeyi  sağlayan ve  baz İstasyonları olarak isimlendirilen tesisin kullanılması sonucu  bir zararın  bulunup bulunmadığı varsa bu zararın hangi durumlarda Söz konusu  olabileceği ve  yine giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiği  noktasında  toplanmaktadır.

Dava konusu olan tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu  olduğu ve bu  tesisin geniş bir kitleyi ilgilendirmesi itibariyle de kamuya hizmet  vermeyi  amaçladığı da tartışmasızdır. Ne varki bu hizmetin verilmesinde ve  tesisin  kullanılması sonucu hukuk kurallarının bir gereği olarak doğan  zararlardan da  tesis sahibi sorumludur. Hatta bu sorumluluk kusura dayanmayan,  tehlike  sorumluluğu olarak da kabul edilmek gerekir. Bu özelliği itibariyle  tesisi  kullanan ve onu işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır.   Aksi halde, en küçük bir Özensizliğin maddi değerlerle ölçülemeyecek  kadar ağır  sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bunun için zarar görenin zararını  değil, tesis  ve işletme sahibinin tesisin işletilmesinden dolayı kişilere, bu  bağlamda  çevreye bir zarar vermediği ve herhangi bir olumsuz sonuç  yaratmadığının  kanıtlaması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine  olarak,  davalıların isletmesinin ağır tehlike doğuracak özelliğinden  kaynaklanmaktadır.

Tüm bu genel açıklama ve nitelendirmeler gözönünde tutulup somut olay  dava  konusu edilen istasyonun Hazineye ait bulunan davalı Türk  telekomünikasyon  A.Ş.’ye kullanımı özgülenen “Yenişehir TT Binası1′ olarak  isimlendirilen binada  GSM BTS mini link DXX..«” adı altında kurulmuş olan ve davalıların  işleticisi  oldukları tesisin konumunun incelenmesi gerekmektedir.

Bu bağlamda tesisin kurulma amacına uygun olarak isletilmesi  durumunda kişi ve  çevreye zarar verip vermediğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu  açıklamalar  İtibariyle davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş nin kendine husumet  düşmediği  yönündeki itirazı ile diğer davalıların ileri sürdükleri itirazları  arasında bu  baz istasyonlar; için sunulan sertifikalarında adı yazılan alan  şiddeti, limit  değerlerinin belirlenmesi, ölçüm yöntemleri ve denetlenmesi hakkındaki  yönetmeliğe uygun olup, buna göre güvenlik sertifikası bulunduğu  konusundaki  savunmanında irdelenmesi gerekmektedir. Bu haliyle konu incelendiğinde,  istasyonun kurulduğu bina, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye  özgülendiğinden bu  binanın kullanımından doğan zarardan sorumludur. Bu bakımdan husumet  itirazı  yerinde değildir.
 
 Diğer davalılara gelince, gerçekten her davalıya “Telekomünikasyon  Kurum  Güvenlik sertifikası” adı altında bir kullanma belgesi verilmiştir.  Sertifikada,  kullanımla ilgili limitler belirtilmiştir. Bilirkişiler tarafından  yapılan  inceleme sonunda, sertifikada belirtilen limitlerin yönetmelikte  belirtilen  limitlere uygun olduğu hatta yönetmelikteki limitlerin de altında  bulunduğu  belirtilmiştir. Ne var ki yapılan bu belirlemelerle bir zararın  olmayacağı kabul  edilemez. Yönetmelik ve bu yönetmelikteki ölçülere göre verilen sertifika, soyut  bir belirlemeyi içermektedir. Bu bağlamda, o anda o yerde ve  belirtilen güçte  kurulacak istasyonun değerlerini belirtmektedir. Nitekim sertifikada  bu  nitelikleri içermekte olup, kurulan istasyonun çevresindeki binaların  ve giderek  konumunu belirtmemektedir.
 
 Bu da sertifikadaki ölçülerin tüm bilimsel verilere uygun olduğu ve  zarar  doğurmayacağı anlamına gelmez. Kaldı ki, hukuk kurallarındaki norm  düzenlemesi  itibariyle yönetmelik ve yönetmeliğe uygun bir işlem yapılsa bile,  buna karsın  çevreye verilen zarardan, eylemde bulunanın sorumlu olmayacağı sonucu  doğmaz.

 Ayrıca yargıç, uyuşmazlığın çözümünde yönetmeliğe değil yasaya, genel  hukuk  kurallarına ve bu bağlamda sorumluluk hukukunun ilkelerine göre karar  vermek  zorundadır. Bunun içindir ki, yerel mahkemenin yönetmeliğe ve  yönetmeliğe göre  verilen sertifikayı bağlayıcı olarak kabul etmemesi doğrudur.
 
 Bilirkişilerde, dava konusu istasyondaki ölçümlerin yönetmelikteki  limitlerin  altında olduğunu; ancak kumlan istasyonun çalışma yeri olan Yargıtay  binasının  çok yakınında bulunduğunu ve binanın üst katı ile aynı seviyeyi  taşıdığını, uzun  sürede insan sağlığı için tehlike yarattığını ve yerleşim yerlerine  uzakta  kurulması gerektiğini belirtmişlerdir. Yapılan şu bilimsel açıklamalar  itibariyle tek başına ölçüm sonuçlarının düşük olması, zarar  doğurmayacağı  anlamına gelmez.
 
 Diğer koşulların bu bağlamda, tesisin kurulduğu yerin de çalışma ve  yerleşim  yerlerine olan yakınlığının ve buralardaki çalışma süresinin de  gözönünde  tutulması gerekir. Bu olayda bilirkişiler, davacının da bulunduğu  binada uzun  süreli çalışıldığını böylece kısa sürede etkili olmasa da yıllar  itibariyle  zarar doğurmasının her zaman olanaklı bulunduğunu belirtmişlerdir,
 
 Davalılar, davanın İdari yargı yerinde çözüme kavuşturulmasını ileri  sürmüşlerdir. Ne varki haklarında dava açılan tüm davalılar, özel  hukuk  hükümlerine tabi şirketlerdir. Bu bakımdan işin kamu hukukunu ve  özellikle 2577  sayılı İdari yargılama Usul Yasasının 2. maddesindeki düzenleme  kapsamında yer almaması nedeniyle bu savunma yerinde görülmemiştir, Kaldı ki, böyle  bir olgunun  varlığı halinde, itiraz olmasa dahi, mahkemece görevi gereği göz  önünde  tutulacak bir yön olduğu da düşünülmelidir.
 
 Davalılar, kamu yararına hizmet verdiklerini savunmuşlardır.  Gerçekten yukarıda  da açıklandığı üzere davalılar tarafından bu ve benzeri tesislerin  İşletilmesi  sonucu geniş bir halk kitlesinin yarar sağladığı bilinen bir olgudur.  Ne var ki,  bu yararın sağlanması karşısında kişilerin sarar görmesi hor  görülemez. Bu  batımdan gerek hizmetten elde edilen yarar ve bunun karşısında  verilen zararın  dengelenmesi gerekmektedir. Hiçbir hizmet, insan yaşamı kadar öncelik  ve önem  taşımaz. Diğer bir anlatımla, yararlı bir hizmetin karşılığı olarak  insanın  ölümü uygun bir sonuç olarak kabul edilemez, însan yaşamında tehlike  yaratan bir  hizmetin, kişi yaşamı önüne geçilmesi ve ona üstünlük tanınması doğru  bir  yaklaşım olarak düşünülemez. Kaldı ki somut olayda, bu hizmetin aynı  yerde  verilmesinde zorunluluk da bulunmamaktadır, Muhtemelen fazla biz  giderle de  olsa, başka bir yerde aynı sonuçlan sağlayacak bîr istasyonun  kurulması ve  hizmet vermesi olanaklıdır. Bu nedenle davalıların bu yöndeki savunma  ve  itirafları da yerinde görülmemiştir.
 
 Davalıların diğer bir itirazları ise, bilirkişi raporlarının yetersiz  olduğu  noktasındadır. Dosyada ayrıntılı olarak hazırlanan raporlardan da  anlaşılacağı  üzere, bu istasyonun yaratacağı tehlikeler bilimsel ölçü ve verilerle  sunulmuştur. Bilirkişiler kendi alanlarında, ve bu konuda uzman olan  kişilerdir-  Bu bakımdan raporlara itibar edilmiştir. Zaten sorunun çözümü de  tamamen  bilirkişilerin raporlarına dayandırılması gereken bir konudur. Çünkü  konu,  hukuki değil; bilimsel ve teknik incelemeyi gerektirmektedir.  Yargıcın teknik  bir konuda bilirkişi incelemesine başvurması ve bilirkişi tarafından  konuyla  ilgili olarak sunulan düşünce, başka teknik bir Görüşle etkisiz hale  getirilmedikçe uyması gerekir.
 
 Bu hususlar HUMK.nun 275. maddesinde de düzenleme alıma alınmıştır.  Davalılar  tarafından somut olayla İlgili bulunan raporların aksini belirttiği  iddiasıyla  sunulan bilimsel düşünceler genel bir nitelik taşıyıp, doğrudan somut  olayla  ilgili bulunmadığı gibi, bu konuda aksi düşünceleri içeren görüşler  olarak da  düşünülmemelidir. Davalıların sunduğu yazılardaki bilimsel  düşünceler, genel bir  nitelik taşıyıp somut olaya özgü bir içerik taşımadığından bunlara da  itibar  edilmemesi doğrudur.
 
 Davalıların diğer bir savunması ise, AYCELL Şirketi tarafından  Yargıtay  Binasının çatısında Kumlan vericiye İzin verilmesine ilişkin olan  açıklamasıdır.  Sözü edilen, verici olmayıp sağlık yönünden zararlı olmayan bir  yükselticidir.  Bu nitelikte olmadığı, zarar verdiği belirlendiği takdirde, dava  konusu  olabileceği tabidir.
 
 Bir diğer itirazlarıda; bilirkişiler tarafından da belirtildiği  üzere, bu tür  tesislerin konuşmanın yoğun olduğu yerlere yakın kurulmasıdır.  Kendilerinin de  bu teknik kuralı gözeterek kurutacak yeri belirlemiş olmasıdır.  Davalılara  konuşmacılara sağlanan yarar bakımından bu belirleme doğru olabilir.  Ancak  tesisin böyle bir yerde ve bu konumu ile kullanılmasının da özellikle  yakın  çevresine zarar verdiği de açıktır.
 
 Bu bakımdan, bu tesisten üçüncü kişilerle birlikle davacı da  yararlanmış olsa,  sağlanan yararla verilen zararın dengele ninesi genel bir hukuk  kuralıdır.  Yarar, haberleşmeyi amaçlamaktadır. Zararın ise, insan sağlığı ve  yaşamı ile  ilgili olduğu gözetildiğinde, ikinci değere önem verilmesi  gerekmektedir. Bu  bakımdan da davalıların, bu yöne ilişkin itirazları yerinde  görülmemiştir. Yine  davalılar tarafından ileri sürülen ve daha önce Yargıtay l ve 11-  Hukuk  Dairelerince verilen kararların eldeki bu kararla çeliştiği ileri  sürülmüşse de,
 anılan daire kararlarında uyuşmazlığın çözümünde yönetmelikteki ölçü  birimlerinin davaya konu edilen istasyonda gözetilip gözetilmediğini  gözetilmemiş olsa dahi zarar doğurup doğurmadığının belirlenmesi  yönündedir.
 
 Bu belirlemeye göre anılan kararların eldeki kararla çelişmediği  sonucuna  varılmalıdır. Şöyle ki; bir istasyon yönetmeliğe uygun olarak  çalıştırılırsa  dahi zarar verdiği takdirde yönetmeliğe uygun olduğundan söz edilerek  Tarar  verenin sorumluluktan kurtulması kullanıma devam edilmesi sonucunu  doğurmaz.  Yönetmeliğe uygun değilse, zaten hukuka aykırılık gerçekleşmiş  olacaktır.
 
 Yukarıdan beri açıklanan dosyadaki tüm bilgi, belge ve bilirkişi  raporlarına  göre kullanılan istasyonun konumu itibariyle uzun sürede kişi ve  çevreye zarar  verdiği, bu nitelikteki bir istasyonun halen bulunduğu yerde kullanılmasının sakıncalı bulunduğu, bunun daha uygun ve yerleşim çevresinden daha  uzakta  kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Bu belirlemeler itibariyle dar  anlamda ve  para ile ölçülebilen bir zarar yok ise de, çevre binalarda ve bu  bağlamda  davacının çalışmakta olduğu Yargıtay Binasında çalışanlar için sağlık  bakamından  büyük endişeler taşıdığı, hatta yakın yıllara kadar istasyondan  yansıyan  radyasyonlardan kaynaklanan hastalıkla ölen kişiler olmamasına karşın  son 3-4  yıl içerisinde ve tesise yakın binada çalışan beş kişinin ölmesi,  halen  çalışmakta olan bazı kişilerin bu hastalığa tutulması, bu yerde  çalışanları  psikolojik olarak yaşamını olumsuz biçimde etkilemekte ve bunun da  psikolojik  yapısında tedirginlik ve ümitsizlik yaratacağı,bu haliyle de  yaşamdaki sağlık  değerleri düşünüldüğünde o yerde çalışmasının olumsuz hale geleceği  gözönünde  tutulduğunda, davacının, zarar gördüğü kabul edilmeli ve kararın  onanması  gerekliği sonucuna varılmalıdır.
 

SONUÇ :
 Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve  aşağıda yazılı  onama harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine ve peşin alınan  harcın  istek halinde geri verilmesine 29.1.2004 gününde oybirliğiyle karar  verildi.
 
 Başkan : Bilal Kartal    Üye : O. Cengiz Yüksel    Üye : Salim Öztuna    Üye : Şerife Öztürk    Üye : Mustafa Kıcalıoğlu
 
 Harç
 10.100.000 TL.OH Karşılaştırıldı


Warning: preg_replace(): The /e modifier is no longer supported, use preg_replace_callback instead in /home/yargibil/public_html/wp-content/plugins/etiketlere-title/etiketlere_title.php on line 15