T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2017/11-2498
KARAR NO: 2018/1316
KARAR TARİHİ: 4.7.2018

MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT İLE TİCARET SİCİLİNDEN TERKİN– TİCARET ALANINDA HERKES TARAFINDAN KULLANILAN ADLARIN MÜNHASIRAN VEYA ESAS UNSUR OLARAK MARKA OLARAK TESCİL EDİLEMEMESİ–AYIRT EDİCİ UNSUR

556 sayılı KHK/m. 7, 8

ÖZET : Asıl dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat; birleşen dava ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, durdurulması ve davalının ticaret unvanındaki ibarenin ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkindir. Mahkemece, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırt edici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegâne ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret unvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki “marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ticaret sicilinden terkin” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen 22/11/2012 gün ve 2006/253 E., 2012/277 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 gün 2013/7958 E., 2013/23520 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı vekili, müvekkilinin “HAMURABİ” ve “HAMUR CAFE” ibareli marka tescillerinin bulunduğunu, uzun yıllardan beri börek salonları, kafe, pastane işletmeciliği ile uğraştığını, ürettiği ürünler için kullandığı “Hamur Cafe” ve “Hamurabi” markalarını sektörde en üst düzeylere taşımayı başardığını, anılan ibareleri aynı zamanda işletme adı olarak da kullandığını, davalının aynı alanda faaliyette bulunduğunu, davalının “ÖZ HAMUR” ibaresini marka olarak hizmetlerinde ve ürünlerinde kullanıldığını, ayrıca ticari ünvanında da bu ibarenin yer aldığını ileri sürerek; asıl davada, marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti ve durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini, toplam 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespitini menini durudurulmasını, kaldırılmasını, davalının ticaret ünvanındaki “ÖZ HAMUR” ibaresinin ticaret sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının markaları ile müvekkilinin kullandığı ibarenin birbirinden farklı olduğunu, davalının iş yerinde börek, poğaça dışında imalatın bulunmadığını, “Hamur” sözcüğünün davacının tekelinde olamayacağını, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, herhangi bir tecavüz bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırt edici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegane ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 Sayılı KHK’nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla iltibas oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin terkini talebine ilişkindir.
Taraflar arasında daha önce görülen ve Dairemizin bozma ilamı sonrasında 2009/82 Esas numarasını alan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 12/11/2009 tarihli ve 2009/281 Sayılı TPE YİDK kararının iptali talepli kararda; “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli işaret ile redde mesnet alınan 2001/3946 Sayılı “HAMUR CAFE” ibareli marka arasında esas unsur, fonetik ve anlamsal manada benzerlik bulunduğu, dava konusu işaretlerin kullanıldığı hizmetin ortalama alıcısının bu hizmetleri sunan işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları ihtimali bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından 556 Sayılı KHK’ nin 8/b maddesindeki koşulların redde mesnet markanın sahibi yararına gerçekleştiğinden bahisle Özhamur Gıda Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Cengiz Dağlayan ve TPE aleyhine “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli başvurunun kısmen reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bahsi geçen karar Dairemizin 03/10/2011 tarihli 2010/2031 Esas 2011/11703 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Böylece; taraflar arasında daha önce görülen söz konusu dava nazara alınarak; eldeki dosya davacısı adına tescili “HAMUR CAFE” ile davalı tarafından kullanılan “ÖZ HAMUR” işaretleri arasında benzerlik ve iltibas bakımından güçlü bir delil oluşturacağının kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir…”

gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Asıl dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat; birleşen dava ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespiti, durdurulması ve davalının ticaret unvanındaki “ÖZ HAMUR” ibaresinin ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırt edici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegâne ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 Sayılı KHK’nın 7/c ve d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret unvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece, bir önceki kararda dayanılan gerekçelerle direnme kararı verilmiş, direnme kararını davacı vekili temyize getirmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3’üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429’uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanun’nun 440’ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.07.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.